|
|
|
M.Ö.
3, Yüzyılda Bithynialılar ve Prusias'lılar tarafından
kurulan kentin ilk adı Prusa idi.Şehir merkezine yakın
ilk yerleşimin kesin bulguları M.Ö. 2700-2500 yıllarına
tarihlenmektedir.M.Ö. 1200 yıllarında Trakya'dan bu
bölgeye Ibkit saldırılarından kaçan Traklar, Thinler ve
Bitinler yerleşmişlerdir.
Bu nedenle yazılı kaynaklarda bölgenin adı Bitinya
olarak geçer. 1326 yılında Orhan Bey tarafından
Türklerin eline geçen ilimiz Osmanlı İmparotorluğuna
başkentlik yapmıştır.
Bursa'da Roma ve Bizans Dönemlerinden günümüze
ulaşabilmiş yapı yoktur. Eski kenti çevreleyen surların
ilk olarak Bithynialılarca yapıldığı, Roma, Bizans ve
Osmanlı dönemlerinde ise onarılarak kullanıldığı
düşünülmektedir. |
|
Bursa, Osmanlı İmparatorluğunun ilk 200 yıllık döneminde
diğer kentlere göre büyük gelişmeler göstermiş, bir çok
mimari yapı ile süslenmiş, devrinin tanınmış medreseleri
ile bilim aleminin merkezi olmuş, canlı bir ticaret
şehridir. I.Murad zamanından başlayan Hüdavendigar
Külliyesi, I. Beyazıd'ın yaptırdığı Yıldırım Külliyesi,
I.Mehmed (Çelebi) döneminde başlayıp II. Murad zamanında
tamamlanan Yeşil Külliyesi Bursa'nın mekansal gelişimini
etkileyen ve bugünde ayakta duran büyük komplekslerdir.
Cumhuriyet dönemiyle birlikte planlama çalışmalarına
başlanan şehirde, 1960'lı yıllardan itibaren sanayinin
önemi artmış, kentin nüfus ve kentsel gelişimi hızlı bir
değişime uğramıştır. Coğrafi konumu, tarımsal, ticari ve
sanayi potansiyelinin yüksek oluşu kentin çekiciliğini
her dönem korumasını sağlamaktadır.
Kent çarpıcı güzellikte ve alabildiğine cömert bir doğa
parçasına yerleşmiş olması nedeniyle hızlı bir kentleşme
sürecine girerek 1960'lı yıllardan itibaren tarih,
kültür ve doğa değerlerinin aşınması tehlikesi ile yüz
yüze gelmiştir.
beşbin yıldan beri yerleşime sahne olan Bursa'nın 7 km.
kuzeyinde Demirtaş nahiyesinin 2,5 km. güneyinde, 90 m.
çevresi 5m. yüksekliği olan "Demirtaş Höyüğü" yer
almaktadır. Bu höyükte genellikle elde, az miktarda da
çarkta yapılmış kase, küp ve testilere ait seramik
parçaları bulunmaktadır. Bunlar erken bronz çağdan
kalmış olup M.Ö.2500 yıllarına tarihlenir.
Kentin 14 km. batısında, Çayırköyü'nün 1 km.
güneybatısındaki "Çayırköy Höyüğü"nün boyutları Demirtaş
Höyüğü ile aynıdır. Burada bulunan seramik parçalarında
gri, kırmızı grikahverengi ve siyah renkler hakimdir.
Bulunan seramik parçalarının önemli kısmı elde, çok az
miktardakiler de çarkta yapılmıştır. Höyüğün en eski
buluntusu M.Ö.2700 yılına aittir.
Günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce insanların yerleştiği
bu topraklara M.Ö. VII. yüzyılda Trakya'da Strümon nehri
kenarında oturan Bitynler ve akrabaları Tnyniler İskit
saldırılarına karşı koyamayınca kuzeybatı Anadolu'ya göç
ederek yerleşirler. Bu verimli topraklara Bitynia adını
verirler. Kısa zamanda sınırlarını genişletmelerine
rağmen M.Ö.VI yüzyılda bölgede güçlü orduya sahip
Lidyalıların hakimiyetine girmekten kurtulamazlar. M.Ö.546'da
Lidya Kralı Kroisos, Pers orduları karşısında mağlup
olunca bölge M.Ö.453 tarihine kadar Pers İmparatorİuğu
sınırları içine girer.
Makedonya İmparatoru İskender'in bu bölgeleri
hegemonyasına alması M.Ö.325 yılından ölümüne kadar
devam eder. Bithnia ve Küçük Asya toprakları İskender'in
ölümü üzerine komutanları arasında yapılan paylaşımda
Antigonos'un idaresine girer. Fakat İskender'in
komutanları arasında bir süre mücadeleler devam eder. Bu
fırsattan Bithynia Krallığı yararlanır. Bitynlileri
yöneten Doidalses bölgede bağımsız bir krallık
geliştirdi. Krallık Zipoites (M.Ö.327-279) zamanında
komşuları tarafından tanınıp saygı gördü. Ziopites'in
oğlu I.Nikomedes (M.Ö.279-250) yılları arasında
sınırları genişletti. Küçük Asya'nın en saygın krallığı
haline getirdi.
Orta Avrupa'dan üç kol halinde akan Galatlar (M.Ö.278-277)
yıllarında, Batı Anadolu'dan başlayarak önüne gelen her
yerleşim birimini istila edip yağmaladılar. Galat
akınlarından sonra Anadolu'da çeşitli kent devletleri
oluştu. Bu sarsıntıdan sonra Ziaelas (M.Ö.192-146) II.Nikomedes
M.Ö.146-92, III.Nikomedes M.Ö.92-75 ve IV.Nikomedes M.Ö.75-74
tarihleri arasında ülkeyi yönettiler.
II.Nikomedes, batıdaki Roma İmparatorluğu'na karşı
Pontus kralı Mitridates ile anlaştı. Fakat yerine geçen
III. Nikomedes babasının izlediği politikanın tam
tersini tatbik edip, Roma İmparatorluğu ile anlaşıp
Pontus Krallığı ile çatışmaya girişti. Bunda başarı
kazanamamasına karşın Roma İmparatorluğu'nun özel
desteği ile istiklalini korudu. Ölünce yerine geçen IV.Nikomedes
M.Ö.74 yılında ülkesini Roma İmparatorluğu'na bağışladı.
Böylece Bithynia Roma'nın bir eyaleti haline geldi.
İmparator Domitian (81-96) zamanında göreve getirilen
Plinius, İmparator Trajanus (98-117) zamanında Bithynia
eyaleti Prokonsüllüğüne terfi etti. Bölgede hakimiyet
sağlandıktan sonra, imar faaliyetlerine girişti. Fakat
bundan Prusa'dan çok Nikaia(İznik) ve Nicomedia (İzmit)
faydalandı. Bursa'da sadece bir hamamın tamir edildiği
öğrenilmektedir.
Antik kaynaklar bugünkü Bursa'nın kurucusunu I.Prusias (M.Ö.232-192)
olarak göstermektedir. Kartaca Kralı Hannibal, Roma
İmparatorluğu ile yaptığı savaşı kaybedince,
birlikleriyle beraber I.Prusias'a sığınır. Burada zafer
kazanan bir komutan gibi karşılanıp, saygı görür. Bu
yakınlığa karşılık olarak Hannibal emrindeki askerlerle
bir şehir inşa eder. Buna Prusias'ın adını verip ona
armağan eder. Kurulduğunda bugünkü hisar içinde olan
şehir, günümüzün bir mahallesi kadardı. Bithynia krallık
dönemine ait tümülüs'te M.Ö.II yüzyıla ait çok önemli
belgeler bulunmuştur.
Roma İmparatorluğu zamanında (Prusa ad Olympium) Uludağ
Bursa'sı adını alan şehirde o döneme ait mermerden bir
kadın heykeli ve ostotek bulunmuştur.
İmparator Justinianus (527-565) zamanında Pythia'da
(Çekirge'de) yeni hamamlar yaptırılmıştır. 1935 yılında
Hisar içinde tonozlu odalar bulunmuştur. Hisar içinde,
Yer Kapı'da bulunmuş erken Bizans devrine ait taban
mozaiği, önemli arkeolojik kalıntılardandır. Tophane'de
Bizans döneminden bir şapel ve manastıra ait mozaikler
bulunmaktadır.
Prusa (Bursa) 1204-1261 yılları arasında Nikaia'a
(İznik)'e bağlı sönük bir tekfurluk olarak yaşamını
sürdürdü.
Bugün ülkemizin en zengin Bizans devri mezar stelleri ve
çeşitli mimari eser parçaları, seramikler, sikkeler
Bursa Arkeloji Müzesi'nde sergilenmektedir.
|